İnsan kulağının duyabileceği frekans aralığı (16000-20000 hertz) üzerindeki sesler ultrason ses dalgaları olarak adlandırılır. Piezoelektrik etkiye dayalı olarak, ultrason probundaki özel materyaller elektrik akımı sayesinde genişleyip daraldığında, elektrik enerjisini ses enerjisine dönüştürür. Bu dönüşüm sayesinde yansıma, kırılma ve absorpsiyon özelliklerine sahip ultrason dalgaları meydana gelir.
Ultrasonografide oluşan bu dalgaların, ultrason jelleri yardımıyla etkin bir şekilde dokulara iletilmesi sağlanır; böylece, kas-iskelet sistemi ve yumuşak dokularda meydana gelen değişiklikler hassas bir biçimde tespit edilebilir.
Ultrason, sahip olduğu yüksek frekanslı ses dalgalarının dokulara zarar vermeden içlerinden geçebilmesi özelliği sayesinde hem tıbbi hem de endüstriyel alanda yaygın olarak kullanılır.
Endüstriyel alanda ultrasonun havada ve suda yayılan dalgalarından pek çok farklı amaçla faydalanılır. Kemiricilerin uzaklaştırılmasında, sıvıların zararlı gazlardan arındırılmasında, derinlik ölçümlerinde ve çeşitli aletlerin temizlenmesinde bu teknolojiden yararlanılır.
Aynı şekilde hava kirliliğini önleme çalışmalarında da ultrasonik dalgalardan yararlanılabilmektedir.
Gıda ve içecek sektöründe, örneğin şarabı daha hızlı olgunlaştırmak veya birayı yabancı mayalardan arındırmak için ultrason kullanılabildiği gibi, şuruplarda bulunan enzimleri glikoza veya diğer ürünlere dönüştürmek, sütün sterilizasyonunu sağlamak gibi işlemlerde de etkili bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Bu sayede üretim süreçleri daha verimli hale gelir ve ürün kalitesi artırılabilir.
Tıbbi uygulamalarda ise ultrason öncelikle tanı ve tedavi amacıyla tercih edilir. Tanı aşamasında yumuşak dokuların görüntülenmesinde kullanılır; röntgen ışınlarının aksine herhangi bir iyonize etkisi olmadığından hastalar ve uygulayan uzmanlar açısından daha güvenlidir.
Ultrason cihazlarının çoğunlukla 1 ila 100 miliwatt/cm² gücünde dalgalar kullandığı bilinir. Tedavi amaçlı kullanımlarda ise gücün 1 ila 3 watt/cm² gibi daha yüksek seviyelere çıkarılması mümkündür. Bu sayede onkoloji, diş hekimliği, göz hastalıkları gibi çeşitli alanlarda ve fizik tedavi uygulamalarında doku ısınması, hücre yenilenmesi veya belirli hastalıkların iyileştirilmesi gibi hedefler için yararlanılmaktadır.
Fizyoterapi ve rehabilitasyonun temel amacı, iltihapları azaltarak hasarlı kasların, eklemlerin, tendonların ve bağların iyileşmesini hızlandırmaktır. Ultrason terapisi ise bu süreci destekleyen etkili yöntemlerden biri olarak akut yaralanmalar ve kronik lezyonlarda olumlu sonuçlar elde etmiştir.
Günümüzde ultrason fizyoterapisine odaklanmış yeterli sayıda yayınlanmış bilimsel klinik çalışma bulunmamakta ve kullanılan maruziyetler (dozlar) büyük ölçüde deneysel olarak belirlenmektedir.
Veteriner Fizik Tedavide Ultrason Kullanım Alanları
Kas, Tendon ve Ligament Yaralanmaları:
Ultrason, kas yırtıkları, tendonit ve ligament yaralanmaları gibi durumlarda, doku içindeki kan akışını artırarak inflamasyonu azaltır ve iyileşme sürecini hızlandırır. Bu, hasarlı bölgelerde kolajen sentezinin ve fibroblast aktivitesinin artmasına yardımcı olur.
Eklem Rahatsızlıkları (Osteoartrit vb.):
Eklem içi ağrı, sertlik ve fonksiyon kaybı gibi şikayetlerin yönetiminde ultrason, eklem çevresindeki dokuların ısınmasını sağlayarak lokal kan dolaşımını ve metabolik aktiviteyi artırır. Bu etki, eklem hareketliliğini artırmaya ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olur.
Postoperatif Rehabilitasyon:
Cerrahi müdahaleden sonra oluşan şişlik, ağrı ve doku sertliğinin azaltılmasında, ultrason tedavisi doku ısısını artırarak ve mikro dolaşımı teşvik ederek iyileşme sürecini destekler.
Fraktür İyileşmesi ve Skar Dokusu Yönetimi:
Kemik kırıklarının iyileşme sürecinde ve cerrahi sonrası oluşan skar dokularının esnekliğini artırmada ultrasonun hem termal hem de mekanik etkileri fayda sağlayabilmektedir.
Ultrasonun Temel Prensipleri ve Etki Mekanizması
a. Doku Emilimi ve Rehabilitasyon Etkisi
Ultrason dalgaları, dokunun içindeki ayrı moleküller ve makromoleküller tarafından emilerek etki gösterir. Doku; protein makromoleküller bakımından zengin olduğunda, ultrason dalgalarının emilim katsayısı artar. Tam tersi olarak, dokulardaki su içeriği yükseldiğinde dalgaların emilimi azalır. Bu durum, artan kan akışı sayesinde iyileşmeyi destekler, şişliği azaltır ve genel iyileşme sürecini hızlandırır. Aynı zamanda, belirli ultrason yoğunlukları ve frekans aralıkları kullanılarak maksimum penetrasyon derinliğine ulaşılabilmektedir.
b. Termal ve Mekanik Etkiler
Termal Etki: Ultrason dalgalarının doku tarafından emilmesi sonucunda oluşan ısı artışı, damar genişlemesi ve lokal kan akışının artmasına neden olur. Bu durum, kas spazmlarının giderilmesi ve doku esnekliğinin artırılmasına katkıda bulunur.
Mekanik Etki: Ultrason uygulaması sırasında, dalgaların dokularda yarattığı mikroskobik titreşimler ve akış hareketleri, hücre zarlarının geçirgenliğini artırarak metabolik aktiviteleri ve kolajen üretimini destekler.
Uygulama Parametreleri ve Cihaz Özellikleri
Ultrason Yoğunlukları ve Frekans Seçimi:
Fizyoterapi cihazlarında genellikle 0,2–3 W/cm² arası ultrason yoğunlukları kullanılır. Tedavi alanına göre:
- Derin Tedavi: 1–3 MHz frekans aralığı, 8 cm doku derinliğe kadar etki sağlar.
- Yüzeysel Tedavi: 3 MHz frekans tercih edilir.
Ultrason cihazları, uygulama sırasında darbeli (pulsed) veya sürekli modda çalışabilir.
Darbeli Rejim: Genellikle akut durumlarda, dokunun aşırı ısınmasını önlemek amacıyla tercih edilir.
Sürekli Rejim: Kronik lezyonların tedavisinde, dokunun iyileşmesini destekleyici sürekli bir etki sağlamak için kullanılır.
Akut hastalıklarda, dokunun aşırı ısınmasını engellemek için tedavi yoğunluğu, kronik durumlara göre daha düşük ayarlanır.
Ultrason terapisi, hastanın durumuna bağlı olarak 10–20 dakikalık uygulamalar şeklinde, 2 ila 3 haftalık seanslarla uygulanır. Bu süre, tedavi edilen lezyonun özelliklerine ve hastanın genel durumuna göre uzman kişi tarafından ayarlanılır.
Uygulama Süreci ve Teknikler
Özel terapötik problar tarafından üretilen ultrason dalgaları, ince bir bağlantı ortamı (örneğin sulu jel veya mineral yağ) kullanılarak doğrudan hastanın cildine iletilir. Probun cilt ile sürekli temas halinde tutulması, enerji kaybını önlemek ve etkili bir tedavi sağlamak için kritik öneme sahiptir.
Tedavi sırasında ultrason probunun kas boyunca uzunlamasına hareket ettiği tarama modu, dokuya eşit dağılım sağlayarak hedeflenen bölgede istenilen terapötik etkiyi verir.
Kontrendikasyonlar ve Yan Etkiler
Her tedavi yönteminde olduğu gibi, ultrason tedavisinin de bazı kontrendikasyonları ve istenmeyen etkileri bulunmaktadır:
Uygun olmayan dozaj (yoğunluk ve uygulama süresi) durumlarında, genel halsizlik, kısa süreli sıcaklık artışı, uykusuzluk, kusma ve uygulama yapılan bölgede uzunlama gibi olumsuz etkiler ortaya çıkabilir.
Kontrendikasyonlar:
Ortopedik implantlar veya vücutta metalik bileşenler bulunan hastalar: Aşırı ısınma ve çevre dokuda hasar riski nedeniyle kontrendikedir.
Kanser hastaları, genç hayvanlar trombosit büyümesinde, ameliyat sonrası açık omurga, göz ve kısırlaştırılmamış erkek testisleri gibi durumlarda ultrason terapisi önerilmez.
Bu blog yazısı Arş. Gör. Ceren Nur GİRAY tarafından doğrulanmıştır.
Kaynaklar:
Haar, G., 1999: Therapeutic ultrasound. Eur. J. Ultrasound, 9, 3—9. DOI: 10.1016/S0929-8266(99)00013-0.
Istanbul University-Cerrahpasa Veterinary Faculty Lecture Notes, Assoc. Prof. Dr. Murat KARABAĞLI, advanced imaging techniques.
Okur, S. (2020). Veteriner Hekimlikte Terapötik Ultrason Uygulamaları. Bozok Veterinary Sciences, 1(1-2), 61-65.
Verebová, V., & Staničová, J. (2021). Ultrasound Application in Physical Therapy of Dogs: Comparative Study. FOLIA VETERINARIA, 65(4), 31-37. DOI: 10.2478/fv-2021-0035
Görsel Kaynakları:
https://www.sercansolmaz.com/canlilarin-duydugu-ses-frekans-araliklari/ https://www.islandmobilepaws.com/veterinary-services/therapeutic-ultrasound





