Bu yazımda sizlere kanserin ne olduğundan, vücutta neler yaptığından ve beslenme ile olan ilişkisinden bahsedeceğim.
Öncelikle kanser nedir ? Hücrelerin kontrolsüz bir biçimde çoğalması, doku veya organ fonksiyonunun bozulması kanser olarak adlandırılmaktadır .
Aslında vücudumuzdaki hücrelerin sürekli olarak bölünmesi fizyolojik bir olaydır ve bu bölünmeler çekirdek tarafından kontrol edilir, gerektiği durumlarda ise çeşitli mekanizmalar tarafından durdurulur. Ancak kanserli hücrelerde bu durum farklıdır. Bu hücreler çekirdeğin dur emrine rağmen sürekli olarak bölünmeye devam eder ve bölünmeyi durduracak olan mekanizmalardan da saklanır.

(1)
Peki kanser vücutta ne gibi değişikliklere yol açar?
Kanserli hücreler anormal bölündüklerinden devamlı olarak yüksek miktarda enerjiye ihtiyaç duyarlar, bunun için de vücuttaki diğer normal çalışan ve glikoza ihtiyacı olan hücrelerin glikozunu kullanırlar. Çoğunlukla bu hücreler vücutta özellikle mitotik aktivitesi yüksek olan doku ve organları tercih ederler. Bunlardan en önemli olan dokular ise gastrointestinal sistem dokularıdır. Doku harabiyetleri hayvanda iştah kaybı ve beraberinde sindirim sistemi bozuklukları ile ortaya çıkmaktadır. Kemik iliğini etkileyen bazı kanser hücreleri akabinde eritrosit üretimini engelleyebilir, ve bu durum dokulara giden oksijen miktarının azalmasıyla birlikte dokunun beslenmesini engeller. Kanser hücreleri normal hücrelerden farklı mekanizmalar kullandıklarından bağışıklık sistemi hücrelerinden de kolaylıkla kaçabilmektedirler. Bu durum ise hastada kronik bir yorgunluk ile sonuçlanmaktadır.
Kanserin ne olduğunu ve vücutta neler yaptığını öğrendik. Peki kanser ile beslenme arasındaki ilişki nedir?
Yukarıda da değindiğim üzere kanser hücreleri normal hücrelerden farklı ve hızlı bir metabolizmaya sahiptir. Fazla miktarda glikoza ve vasküler yapıya ihtiyaç duyarlar. Bu hücreler vücuttaki glikozu çok hızlı bir şekilde tüketir ve atık ürün olarak laktat ortaya çıkarırlar, onkoloji hastaları açığa çıkan laktatı karaciğerde glikoza çevirebilmesi için yüksek miktarda enerjiye ihtiyaç duyarlar. Kanser aynı zamanda hayvanların metabolik olarak etkilediği için hastalarda iştah azalması sonucu anoreksiye neden olur. Hayvan hem gıda alımını azalttığında hem de vücudunda sürekli glikoz tüketen hücrelere sahip olduğunda aşırı şekilde zayıflayacaktır ve kanser kaşeksisi dediğimiz durum meydana gelecektir. Bu sebeple kanser hastası olan hayvanların iştahla, severek yiyebilecekleri ve yeterli enerji düzeyine sahip bir beslenme planı ile desteklenmeleri büyük önem taşımaktadır.
Bu konuda pek çok kaynak karbonhidrat bakımından az, yağ ve protein bakımından yüksek diyetleri önerirken bazı kaynaklar bunun etkili olmadığını hatta kanser hücrelerinin proliferasyonunu artırdığını söylemektedir. Düşük karbonhidratlı diyetlerin önerilmesinin sebebi kanser hücrelerinin enerji için glikozu kullanmasıdır, aslında bakıldığında gayet mantıklı ; bu durum ‘eğer kansere daha fazla glikoz kaynağı vermezsem o da büyüyemez’ fikrini doğrulamaktadır. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar kanser hücrelerinin glikozun yetersizliğine adapte olarak enerji kaynağı olarak yağ ve proteinleri de kullanabildiğini söylemektedir. Nitekim protein ve yağ bakımından zengin diyetler her hasta için uygun değildir. Mesela halihazırda obez kanser hastası bir kediye yağ bakımından zengin bir diyet önermek kedinin sağlığını daha da kötü hale getirebilir.
Peki köpeklerde sıklıkla karşılaştığımız Lenfoma olgularında beslenme nasıl olmalıdır?
Yapılan bir çalışmada Mast hücre tümörü veya Lenfoma tanısı almış köpekler üzerinde yüksek proteinli , lifi artırılmış ve omega-3 yağ asitleri ile desteklenmiş bir diyetin yaşam kalitesi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Köpekler test ve kontrol grubu olarak ayrılmış ardından 8 hafta süren çalışmada grupların gastrointestinal yan etkileri, dışkı skorları, laboratuvar bulguları, iyileşmeye dair değişiklikler ve hastaların kilo alma-kaybetme yönünden değerlendirilmeleri yapılmıştır.
Çalışma sonucunda test grubundaki köpeklerin yaşam kalitesinin iyileştiği ancak çoğu parametreye bakıldığında kontrol grubu ile aralarında ciddi istatiksel farkların olmadığı, diğer bir ifade ile yüksek protein , lif ve omega-3 destekli diyetin kanser tedavisi gören köpeklerde yaşam kalitesini artırabileceği ifade edilmektedir. Ayrıca araştırmacılar bu konuda daha fazla çalışma yapılmasını tavsiye etmektedir.

(2)
Kanser teşhisi alan hastalarımızda nasıl bir beslenme protokolü izlemeliyiz ?
Öncelikle her kanser hastası birey birbirinden farklıdır ve ayrı olarak değerlendirilmelidir. Beslenme protokolümüzün amacı hastanın günlük enerji ihtiyacını karşılamak, aşırı zayıflamasını ve fazla kilo almasını engellemektir. Aynı zamanda kanser hastası hayvanların immun sistemlerini de desteklemek beslenme ve tedavi açısından olmazsa olmazdır.
Bu bağlamda hastanın günlük kalori hesabı yapılarak dengeli, sindirimi kolay ve hastanın iştahla yiyeceği bir diyet hazırlanmalıdır. Eğer hastamız diyetini yemiyorsa diyetin içeriğinin pek de bir önemi yoktur diyebiliriz. Tabiki gerekli temel besinler ve besin takviyelerini de unutmamalıyız. Ancak asıl önemli olan nokta hastanın iştahla ve severek yiyebileceği bir diyet içeriği oluşturmaktır.
O halde kanser hastaları için oluşturacağımız diyette olması gereken temel besinlere bir göz atalım ;
Karbonhidratlar ; önceki yıllarda karbonhidratlara ‘tümörü beslediği’ gözüyle bakılmış olsa da aslında diyette olması gereken bir besin kaynağıdır. Diyette yeterli ve doğru formda bulunmayan karbonhidratlar örneğin yüksek glisemik indeksli karbonhidratlar insülin artışı ve IGF-1 aktivasyonu ile tümörün büyümesini destekleyebilir. Karbonhidratların tamamen diyetten çıkarıldığında oluşan enerji açığı , kas ve kilo kaybının hızlanmasına sebep olacaktır.
Proteinler ; diyetin olmazsa olmaz bileşenlerinden birisi de proteinlerdir. Yetersiz protein alımı kas kaybını hızlandırıcı ve zaten düşmüş olan bağışıklığın fonksiyonunun daha da düşmesine neden olur. Proteinlerin yanında amino asit takviyeleri de oldukça önemlidir. Bu amaçla diyetlere sıklıkla lösin, lizin, BCAA (dallanmış zincirli aminoasitler), arginin ve taurin, kreatin gibi diğer önemli besin maddeleri katılmaktadır. Özellikle arginin bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırmakta etkili bir aminoasittir.
Yağlar ve yağ asitleri ; yağlar hücre zarlarının yapısında bulunmalarının yanında yüksek enerji kaynağı olmaları sebebiyle çok büyük öneme sahip besin maddelerinden biridir. Aynı zamanda özelliklede kediler için iştah açıcı özelliği sayesinde besin alımını teşvik eder. Yağlar içerisinde takviye olarak pek çok kanserli hastanın diyetinde bulunan besin maddesi Omega-3 yağ asitleridir. Omega-3 yağ asitleri tümörler üzerinde ciddi etkilere sahiptir. Örneğin anti-inflamatuvar etkisi sayesinde tümörün metastazını engelleyebilir, apoptozu (hücre ölümü) tetikleyerek kanserli hücrelerin büyümesini azaltabilir. Fareler üzerinde yapılan bir araştırmada omega-3 ile beslenmenin tümör sayısını ve büyüklüğünü azalttığı görülmüştür.
Lif ; lifli gıdalar bağırsaklardaki mikroflorayı düzenler, kolon pH’sını düşürerek patojenlerin üremesini engeller. Aynı zamanda kan basıncının ve glikoz kullanımının kontrolünü destekler niteliktedir. Lifin bizim için önemli bir diğer özelliği ise sindirilebilirliği artırması ve sindirim sistemini rahatlatmasıdır.
D vitamini ; D vitaminini hepimiz kemik ve kalsiyum metabolizmasından tanıyoruz aslında ama marifetleri sadece orası ile sınırlı değil. D vitamini aynı zamanda anti-inflamatuvar, immunmodülatör ve antitümörsel etkilere sahiptir. Bu sebeple kanserli hastalarımızın diyetlerinde D vitamini bulunmalı ve hastalarımız bol bol güneş ışığında vakit geçirmelidir.
C vitamini ; hakkında kanserle ilişkili olarak net bilgiler bulunmasada kendisi antioksidan özellikte bir vitamin olduğundan kanserli hücrelerin sebep olduğu oksidatif strese karşı vücudu desteklemede önemli olduğu düşünülmektedir.
Çinko ; hücre çoğalması, protein metabolizması ve enzimlerin fonksiyonlarında görev alan önemli bir iz elementtir. Yapılan araştırmalarda çinko eksikliği ile kanser arasındaki bağlantı ortaya konmuş ve antikanser etkileri olduğu gösterilmiştir.
ÖZET : Onkolojik hastalarımızın vücutlarında enerji açığına bağlı olarak kas ve kilo kaybı şekillenmesine bağlı kanser kaşeksisi dediğimiz durum meydana gelir. Bu sebeple bu enerji açığını kapatmak, hayvanın kilo kaybını önlemek ve yaşam kalitesini artırmak adına bireysel, uygun beslenme programları oluşturulması gerekmektedir.
Bu blog yazısı Dr.Zeynep Nurselin KOT tarafından onaylanmıştır.
KAYNAKÇA
Gemini,https://gemini.google.com/share/095971e7d2b8 (1),görsel oluşturma
Gemini,https://gemini.google.com/share/7a1d46ce9d6e (2),görsel oluşturma
PetCure Oncology, What Diet Should You Feed Cats with Cancer? | PetCure Oncology,Diet for cats with cancer
petMd,Dog Cancer Diet | PetMD,Dog Cancer Diet
PubMED, Effects of a high-protein, increased-fiber, dry diet supplemented with omega-3 fatty acids on quality of life in dogs undergoing chemotherapy , Effects of a high-protein,increased-fiber,dry diet supplemented with omega-3 fatty acids on quality of life in dogs undergoing chemotherapy’
PubMED,Köpeklerde ve kedilerde beslenme ve onkoloji arasındaki bağlantı: perspektifler, kanıtlar ve sonuçlar—kapsamlı bir inceleme – PMC,’Köpeklerde ve kedilerde beslenme ve onkoloji arasındaki bağlantı
The Oncology Service,https://tosvets.com/services/nutrition-for-the-canine-oncology-patient , Nutrition for the canine oncology patient
VCA animal hospitals,Kanser Tedavisi Sırasında Köpeğinizi Beslemek | VCA Hayvan Hastaneleri,’Feeding your dog during cancer treatment’




Yorum bırakın